
Nurcan Toprak
- “türk sineması türk romanının önüne mi geçti” sorusunu soruyor dergi. dosyadan ziyade mikrofon uzatmak bu esasında. sorunun lüzumuna cevaplayanlar da ikna olmuş görünmüyor. dolayısıyla cevaplar da hangisi hangisinin önüne geçti'den yumurta mı tavuktan çıkar'a uzanan geniş bir yelpaze oluşturuyor.
- dergideki bir habere göre, toronto üniversitesinde araştırmacılar agatha christie'nin alzheimer hastalığına düçar olduğu sonucuna ulaşmışlar. o değil ama yazarın ömrünün sonlarında kelime dağarcığının üçte birini kaybettiğini söylemeleri enteresan. yeni kelime öğrenenler kolayca farkedilebiliyor çünkü:)
- notos, doğudaki halkın ve bilhassa kadınların sıkıntılarını anlatma düşüncesiyle sanırım, kürt edebiyatından metinlere yer veriyor. bunların başarılı metinler olduğunu söylebilir miyiz, o ayrı. önceki sayılardan birinde kötü bir "ant" uyarlaması (uyarlama çok iyimser bir kelime tabii) vardı sözgelimi. bu sayıdaki "gül kolonyası" hikayesi ise şöyle başlıyor: "din kültürü ve ahlak bilgisi dersi öğretmenimiz yarım saattir hazreti muhammed'in yaşamı üzerine konuşuyor, kimseden çıt çıkmasına izin vermeden. bense sadece onu dinliyormuş gibi yapıyorum. arkasından dilimi çıkarıp, yeter be, diyesim geliyor. ne zaman sıramın önünden geçse, gül kolonyası kokusu burnumun direğini kırıyor; içimden, öğretmenimizle birlikte tüm humeyniciler kasabadan gitse de akşamları gene konu komşuya gidebilsek, diyorum."
- zorunlu din dersi diye dillendirmedği için, acıklı tabi. ama "bir varmış bir yokmuş" hikayesinde anlatıcının aşırı dinci babasının kendi kızını becermesi kadar değil. yazar sahneyi öyle kurgulamış ki, geçen sayıdaki kuran hocası hikayesiyle aynı dekorun içine ikinci bir kamera koymuş da çekmiş filmi sanırsınız. belki de dincilerin ilgilendiği küçük kızlar diye bir atölye çalışması vardır, bilemiyoruz.
0 yorum:
Yorum Gönder