14 11 2009
YEDİ İKLİM, EKİM 2009 | Selman Ertaş
Epik derken neyi kastettiğiniz çok önemlidir. Mesela; mesele şiir ise, epik derseniz epik şiirden söz ettiğiniz anlaşılır. Kamil Eşfak Berki gibi epopeden konuya girmeyi deneyip neo-epik şiire sataşmayı denerseniz çuvallarsınız. Duracaksınız orada. Ali Canip Yöntem bunu zaten zamanında ortaya koymuş. Yeni bir şey söylermiş gibi yapmaya gerek yok. Epope dediğiniz zaman destandan söz ettiğiniz fikri daha çok uyanır, yani düz yazıdan. Çayla çorbayı birbirine karıştırmayacaksınız. Yunus Emre Özsaray’ın da kastettiği şey belli yani sataşmak isteği apaçık fakat bu ayrımı yapabildiğine yazısından kanaat getiremiyoruz.
Somut ile soyutu ayıramamak gibi bir problemi var Yedi İklim’deki arkadaşların. Bunu onların şiirlerinde de görüyoruz, düz yazılarında da. Eleştiri nedir bildikleri yok. Öyle ki halkçılığı, epik şiiri sahipleneceklermiş gibi davranıyorlar. Lirik bir ağızla epik şiirden söz etmeye çalışıyorlar. Şunu bilmeleri gerekir ki epik şiir insan merkezli bir şey yani hümanist bir şey değildir. Tarihseldir epik şiir, geçmişe döner ama gerçekçi olarak. Yakın tarih, daha yakın tarih, uzak tarih farketmez. Burada Yunus Emre’nin bilmesi gereken şeyler bunlar. Efsaneden filan ibaret sanıyorlar epik şiiri, hayale dalamazsınız. Pound’u koyacak yer bulamazsınız o zaman. Bedir önemlidir ama Talas önemsiz değildir. Epik şiirde olumsal bir şeyler arıyorlar arkadaşlar ama yok, olmaz. Günün olabileceği gibi geçmişin de progresifliği vardır epik şiir üzerinde. Arkadaşların epik şiir algısı eksik dahası yanlış. Zira 95’ten beri kimin ne ile ilgilendiği, kimin ne ortaya koyabildiği apaçık ortada. Epik nedir, ne değildir diye Atlılar, Dergâh, Fayrap dergisinde ortaya konulan her şeyi bir kenara bırakacağız da, Yedi İklim’de son dönemde ortaya çıkan hiçbir tutarlılığı olmayan üç-beş yazıdan öğreneceğiz epik şiiri. Bu kadar ucuz değil! Ucuza, ucuz işler yapmaya alışmış Yedi İklim dergisi.
Etiketler:
ALİ CANİP YÖNTEM,
EPOPE,
NEO-EPİK ŞİİR
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder