İSTANBUL |Kadıköy: Nezih, Genç Mefisto, İmge, NT |Üsküdar: İskele bayi, Kızkulesi (Kaknüs), Zen Fatih: Ağaç, İnkılab, Kitap Rengi Vefa: Bilim Sanat Vakfı Cağaloğlu: İz
ANKARA| Birleşik, Turhan, İmge, NT Kızılay, NT Beşevler
İZMİR| Yakın, NT
Ve Türkiye çapında tüm NT mağazalarından
Bize Nasıl Metin Göndereceksiniz?
Email adresi:fayrapper@gmail.com Sabit adres: Arjantin Cd. Halıcı Sk. 4/4 GOP Ankara Tel: 0312 468 56 88
Fayrap'ın 2009 yılı boyunca sürecek aylık yayımı küçük bir gecikmeyle 12 Ocak Pazartesi günü başladı. Ocak 2009 sayısı (namı diğer 11. sayı; sol açık) 13 Ocak Salı gününden itibaren Ankara, İstanbul ve giderek taşra kitapçılarında okuyucu karşısına çıkıyor.
Fayrap'a kitabevlerinden ulaşamayan okuyucularımız için, derginin aylık yayımını yakından, sürekli izleyebilmeleri için en pratik ve garanti yol abone olmaktır, diyor ve abone olmak için gerekli bilgileri aşağıda veriyoruz.
Hayırlı uğurlu olsun, amin.
ABONELİK İÇİN
Mehmet Fatih Çelikkaya, Yayın Koordinatörü (Nirengi Kitap)
Posta Çeki: 5155770 Akbank: Ankara - Mithatpaşa Şubesi (Şube Kodu: 354) Hesap No: 80692 Yapı Kredi: Ankara - Cinnah Şubesi (Şube Kodu: 942) Hesap No: 83119795
Yıllık (Ocak-Aralık 2009; 12 sayı) abonelik ücreti olan 60 TL'yi hesaba yatırdıktan sonra isim, adres ve telefon bilgilerinizi Yayın Koordinatörüne bildiriniz; böylece aboneliğiniz o saat o dakika başlatılmış olsun.
Hayat, tam tanımlanmamış bir kavram olarak merkeze alındığında ben korkuyorum, çünkü bu ortalama demektir, olanbiteninortalaması, hatta madem bu bir ortalamadır, o zaman şiir hayatı tutmaz, dışarı atar da diyebiliriz, çünkü eğer şiir bir direnç alanıysa, bu olanbitene karşı bir direnç alanı demektir. Bu tartışmalar çok yapıldı, hayat kelimesinin öyle bir kavramlaştırmaya pek müsait olmadığı açık, imge gitsin – hayat gelsin diyenler oldu, ben hayatın sanki bir kategori imiş gibi büyük harfle [Hayat] kullanılmasını ve şairin bu kategoriyi buyur gir içeri dercesine kolları açık karşılamasını anlamıyorum. Hayat, belki eskiden, kollarımızı açmamız gereken bir cevher macera gibi duruyordu, 1970’lerde mesela bu böyleydi, Rimbaudvâri, eskiden hayata atılmak denirdi, şimdi işe girmek deniyor. Hayat denilecek bakir bir macera yok.
- Ahmet Güntan, Şiir Kitapları ve Hayat 2007, Haz. Fergun Özelli-Hayri K. Yetik, İlya Yayınları: İzmir, 2008
“1960’lar şiiri”nde “hayat imgesi” başlıca imgelerden biri gerçekten de. Ancak, “hayat”, ilk elde insanın dışında gelişen bir süreç olarak anlaşılmakla birlikte, yönlendirilemezliği, değiştirilemezliği mutlak değildir orada. En azından, çoğu durumda mutlak değildir; halk dilindeki veya edebiyatındaki “felek”ten, bu mutlak olmayış niteliğiyle ayrılır. “1960’lar şiiri”, “hayat”ı bir yandan yüceltir, hayranlıkla anar, bir yandan da tanımaya, tanımlamaya, bir şeye benzetmeye, anlamaya çalışır; herşeyekadirliğini teslim etmekle birlikte, kolaçan eden bir yanı da vardır onu.
- Necmiye Alpay, Şiir Kitapları ve Hayat 2007…
Evet İsyan, 12 Mart sonrası kuşağın şiirden güç alan bireyleri için, eleştirel bilincin işlevini de üstlenmişti. Nasıl ki, her Rus aydını Puşkin’de, Lermontov’da kendi bireysel isyanını bulmuşsa, bizde önce Nâzım, sonra Ahmed Arif ve Evet İsyan da aynı işlevi görmüştür. Yeni bir olgu değil bu; şiirin tarihimizdeki bu işlevini de bilmekteyiz. Öncesinde Namık Kemal’in, Ziya Paşa’nın şiiri de, daha öncesinde Yunus Emre, Mevlânâ, Kaygusuz Abdal, Pir Sultan Abdal, Niyazi Mısrî, Hacı Bayram Velî gibi şairlerin şiirleri de benzer biçimde alılmanmış, eleştirel zihnin kurucusu olmuşlardır.
- Mahmut Temizyürek, Boşluktan Doğan, Kanat Kitap, Aralık 2007
Cahit Koytak’la ilgili önceden bulanık olan fikrim netleşti. Kusursuz şiir peşindeymiş kendileri. Örnek: kendi şiiri. Hemen bir tane okuyabilir. (…) İyi şairdir. Hiç aksini düşünmedim. İyi şairler iyi şair olarak kalsalar iyi olur. Konjonktüre falan selam göndermeden. Tribünlere bakmadan. Kale arkasına hiç olmazsa. – Osman Konuk, Heves, Nisan 2008